Dilim Bağlandı
“Cemil.” “Efendim.” “Selam vermeden mi geçiyorsun?” “Ekmek almıştım, kahvaltı yapacaktım, görmemişim.” “Sen de son zamanlarda bir şeyler var, iyi değilsin kardeş sen. Bir yanlışımız mı oldu?” “Yok, olur mu öyle şey.” “Üstün başın dağınık, gözlerin de kızarmış…” “Akşam geç yattım, ondandır.” “Sen geç yatmazsın oğlum, gel hele gir bakim dükkana. Çay istiyorum ikimize.” “...” “Neyin var anlat hadi, bak inan bizlik bir mevzuysa..” “Hayır.” “Hayır ama var yani. Bir mesele var. En azından başkalarıyla ilgili.” “...” “Oğlum biz dostuz. Sen benim kardeşimsin. Borcun mu var, harcın mı var, bir derdin var. Kırk yıllık Cemil’i tanımaz mıyım ben? Var bir şeyler var.” “Var.” “Söyle!” “Kızım.” “Ne olmuş kızına?” “Nasıl anlatılır bilemiyorum?” “Sen bir başla hele.” “Son zamanlarda çok tuhaf.” “Ben de fark ettim; giyimi kuşamı, yüzü gözü bir değişik olmuş. Kaç yaşınd...