Dilim Bağlandı

 “Cemil.” 

“Efendim.” 

“Selam vermeden mi geçiyorsun?” 

“Ekmek almıştım, kahvaltı yapacaktım, görmemişim.” 

“Sen de son zamanlarda bir şeyler var, iyi değilsin kardeş sen. Bir yanlışımız mı oldu?” 

“Yok, olur mu öyle şey.” 

“Üstün başın dağınık, gözlerin de kızarmış…” 

“Akşam geç yattım, ondandır.” 

“Sen geç yatmazsın oğlum, gel hele gir bakim dükkana. Çay istiyorum ikimize.” 

“...” 

“Neyin var anlat hadi, bak inan bizlik bir mevzuysa..” 

“Hayır.” 

“Hayır ama var yani. Bir mesele var. En azından başkalarıyla ilgili.” 

“...” 

“Oğlum biz dostuz. Sen benim kardeşimsin. Borcun mu var, harcın mı var, bir derdin var. Kırk yıllık Cemil’i tanımaz mıyım ben? Var bir şeyler var.” 

“Var.” 

“Söyle!” 

“Kızım.” 

“Ne olmuş kızına?” 

“Nasıl anlatılır bilemiyorum?” 

“Sen bir başla hele.” 

“Son zamanlarda çok tuhaf.” 

“Ben de fark ettim; giyimi kuşamı, yüzü gözü bir değişik olmuş. Kaç yaşında daha çocuk o.” 

“On altı yaşında. Keşke giyim olsa…” 

“Ya… Dahası var yani?” 

“Evet, takıldığı biri var.” 

“Hmmm, tabii babaya zor ama genç bunlar oğlum, yeni dönemin gençleri, bizimle kıyaslama.” 

“Öyle değil.” 

“Nasıl?” 

“Dost gibi bir şey.” 

“Ya…” 

“Öyle.” 

“Eee, çekseydin kızı bir kenara konuşsaydın, bir şeyler söyleseydin.” 

“Denedim, konuşturmuyor bile.” 

“Ne diyor?” 

“Defol git bana yaklaşma, sen bana karışamazsın diyor.” 

“Hadi, olay çok büyük yani. Önceden bir sorun mu yaşadınız?” 

“Bilmiyorum Hasan, bilmiyorum. Soruyorum kovuyor beni. Düşünüyorum acaba ne yaptım diye? Arada bir insan kızıyor tabii, azarlıyor; ama günlük hayatın kavgaları bunlar, sesini fazla yükseltme kızım, eteği çok kısa giyme kızım gibi. Başkaca bir şey yok ya da ben bilmiyorum.” 

“Dövdün mü hiç?” 

“Hayır, elimi bile kaldırmadım. Ben ona kıyamam.” 

“Allah Allah. Ne öyleyse?” 

“Bilmiyorum. Bir bilsem... Gece oluyor mesela, çekip çıkıyor evden, gitme bile diyemiyorum, konuşturmuyor bir türlü.” 

“Kimin yanına gidiyor? Kim oğlum bu adam? Kolay mı lan burada bize bunu yapmak? Gidip bulalım şu adamı, olmazsa polise gidelim. Bir şey yapalım yani.” 

“Düşünmedim mi zannediyorsun? Adama o kadar bağlanmış ki kız... Kimse bana karışamaz, karışırsan öldürürüm kendimi diyor. Şaka değil, gerçekten söylüyor. Yüzünden belli, gerçekten yapar bunu. Deli gibi bağırıyor, çağırıyor, kriz geçiriyor. Bir iki sonra hep sustum. Bir şey diyemedim. Polise gitsem dedim, olmaz, kinlenir bana iyice. 

"Allah Allah."

"Zaten haftada birkaç gün geliyor eve, gelmez artık, temelli kaybederim onu. Ama duramadım yerimde, gittim buldum o adamı. Tehdit ettim. Dedim 'kızımdan uzak dur, yoksa seni öldürürüm'. 

"Ne diyor?"

"Siktir çekiyor adama. Köpek gibi... İnsanlıkla alakası yok. Tüfek vardı belimde, vurup öldürmek istedim bir an. Öldürmeye gitmiştim onu, dünya bir pislikten temizlenir dedim. Ama sonra kızım geldi aklıma, çekip gider dedim, gelmez bir daha eve. Hem ben hapse girsem? Sokaklara düşer Hasan. Daha küçücük. Çocuk o. 

“Cemil… Şey, Allah yardımcın olsun ama öyle adam öldürme falan mazallah…” 

“Adamı öldürmeyi mi düşünmedim, kendimi öldürmeyi mi? Her şey geçti aklımdan. Ama aklıma hep kızım geldi. Yapamadım. Yapamadım.

"Yapma zaten."

"Dönse bana çıksa dese: ‘Senin suçun lan, senin suçun, bak şunları yaptın diye böyleyim.’ Bilirim o zaman suçumu. Bağırsın çağırsın, küfür etsin, vursun bana ama yeter ki benimle konuşsun. Annesi de yok garibimin, olsaydı konuşurdu onunla, sorardı, ikna ederdi kızımı, bu durumlara düşmezdi asla. Sanırım madde de veriyor kıza.” 

“Uyuşturucu mu?” 

“Evet. Evet… Dedim ya, yapamaz, düşer sokaklara. Görmüyor musun sokak çocuklarını? Allah yardım etsin, kimseleri yok. Geçen on altı yaşında bir oğlan çocuğu gördüm. Yanıma geldi, benden para istedi. Cebimde ne varsa verdim. Sarıldım ona. Eskiden olsa vermezdim, git çalış derdim. Kızım geldi aklıma, o da on altı yaşında, gencecik fidan gibi. Allah korusun.” 

“Dilim bağlandı. Neler çekiyormuşsun da haberimiz yokmuş.” 

“Kızım ne hallerde. Bir namussuzun elinde savrulup gidiyor Hasan…. Doğrudan da, yanlıştan da, gerçekten de, yalandan da… Vazgeçtim. Nefret ettim Hasan. Her şeyden… Namusumun, şerefimin, haysiyetimin artık hiçbirinin önemi yok. İstemiyorum hiçbirini, yavrumu istiyorum. Öksüz o.” 

“Seni ilk defa ağlarken görüyorum.” “Kızı…m.”


Google Play Linki

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kaymakam Bedir

Atına Sıkan Kovboy

Kafamın Bir Günü