Memleket yanıyor dayı!
............. ... Sabah, müdür yardımcısı odasına beni çağırdı. Beyefendi burnundan soluyordu. Yeni aşçı olarak Sadık’ı önermiştim, görüşmüş. Sadık’la ne konuştuysa, ağzından lağım akıyordu. Tekrar etmekten utanıyorum. Rahatsız edici konuşması bitince kapıya yöneldim. “İkinize de gününü göstereceğim. Şimdi defol git, işinin başına,” dedi. Berbat geçti günüm. Müşterilerin de bugünkü hizmetten memnun olmadığı yüzlerinden okunuyordu. Akşama doğru dışarı çıktım, nereye gideceğimi bilmiyordum. En iyisi bir yerlerde zaman geçirmek, gece yarısı olunca eve girmekti. Bugünü evdekilere anlatamazdım. En azından bugün anlatamazdım. Yemek yiyemedim gün boyu. Cebimde sadece yol parası vardı. Kafamdaki yaramaz çocuğu dinlemek istiyordum. Gezerek biraz zaman geçirmeyi planladım. Yolda, kaldırımda yürürken karşıma çıkan kırmızı evleri takip edecektim. Nerede kırmızı bir ev varsa o yöne dönecektim. Biraz da hoşuma gitti bu çocukça fikir. İlk kırmızı evden sola döndüm. Sokakta cılız bir köpek ...