Kayıtlar

Memleket yanıyor dayı!

 ............. ... Sabah, müdür yardımcısı odasına beni çağırdı. Beyefendi burnundan soluyordu. Yeni aşçı olarak Sadık’ı önermiştim, görüşmüş. Sadık’la ne konuştuysa, ağzından lağım akıyordu. Tekrar etmekten utanıyorum. Rahatsız edici konuşması bitince kapıya yöneldim. “İkinize de gününü göstereceğim. Şimdi defol git, işinin başına,” dedi. Berbat geçti günüm. Müşterilerin de bugünkü hizmetten memnun olmadığı yüzlerinden okunuyordu. Akşama doğru dışarı çıktım, nereye gideceğimi bilmiyordum. En iyisi bir yerlerde zaman geçirmek, gece yarısı olunca eve girmekti. Bugünü evdekilere anlatamazdım. En azından bugün anlatamazdım. Yemek yiyemedim gün boyu. Cebimde sadece yol parası vardı. Kafamdaki yaramaz çocuğu dinlemek istiyordum. Gezerek biraz zaman geçirmeyi planladım. Yolda, kaldırımda yürürken karşıma çıkan kırmızı evleri takip edecektim. Nerede kırmızı bir ev varsa o yöne dönecektim. Biraz da hoşuma gitti bu çocukça fikir. İlk kırmızı evden sola döndüm. Sokakta cılız bir köpek ...

Kaymakam Bedir

Resim
Yazdığım -Sadık Köpek- Kitabından bir bölüm … ………… Bizim Bedir var ya. Hani o garibanlığına acıdığımız. Yeni bir gömlek giydiğinde de “Ne o lan. Kaymakam mı oldun!” dediğimiz. O işte. Bir oğlu vardı, duldu. Geçen yıl yeniden evlendi. Çok mutluydu. Yeni kekliğine her gün şarkılar söylüyordu. Oğlu da uçak mühendisliğini kazanmış diyorlar. Şeytanın bacağını kırmış sonra da köyden kovmuştu Bedir. Şeytan çok içerlenmişti. Nazar vardı zaten şeytanın üstünde. Her yerde ondan bahsedilince olacağı buydu. Ne olacaktı tabi? Göze gelecekti. Başkaları öyle miydi? Her şeylerini saklıyorlardı herkesten. Saf şeytan, hiçbir şeyi kimseden saklamaz, neyi varsa ortaya fazlasıyla dökerdi. Hatta kendisiyle ilgili olmayan konularda bile o suçlanırdı. O da hava olsun diye kabul ederdi. Biraz şöhret budalasıydı. İsmi her yerde geçsin isterdi. Adı çıkmıştı bir kere; başka kime değecekti ki nazar? Tabii ki ona. Gizlediği tek şey badem gözleriydi. Herkes "kör şeytan" diyordu onun için. Bil...