Yazarın Karısı

“İnan bana bu adam, bak demedi deme, aha şuraya da yazıyorum, beni öldürecek Esma!” 

“Dur kız, ne oldu yine?” 

“Yazar olmuş beyefendi, yazıyormuş!” 

“Allah seni ne yapmasın, bu mu? Semra’cığım, senin derdin çok büyükmüş.” 

“Büyük mü küçük mü… Çekene sor sen çekene!” 

“Kız ne çekiyorsun, hem havalı oluyor böyleleri. Düşünsene kocan bir yazar.” 

“Vereyim sana valla, al hayrını gör.” 

“Kız sen de iyice kudurdun ha!” 

“Kudurdum valla. Şu televizyondaki karılar gibi kaçacağım başka kocaya. Yok mu tanıdığın, öyle kaçacak biri? Kaçayım da kurtulayım.” 

“Kafayı yedi bu kız! İzleriz artık seni televizyondan, artis olursun hahaha!”

"Eğlen sen benimle, eğlen ahh ah…” 

“Anlat hele bir, ne oldu?” 

“Yahu hiçbir işe yardımcı olmuyor. Bulaşığı ben yıkıyorum, yemeği ben yapıyorum, evi ben süpürüyorum, alışverişi ben yapıyorum… Geçen fayans arasına derz attım biliyor musun? ‘Kolaymış, bir şeyi yokmuş, ustaya o kadar para vermeye gerek yokmuş.’ Fayansları ben derzledim ya… Yetmiyormuş gibi, o kadar işimin içinde gelip bir de bana demez mi ‘Bak yazım nasıl olmuş?’, yazılarını da inceliyorum beyefendinin!” 

“Hahaha, eee?” 

“Yırttım kâğıdı, suratına fırlattım!” “

Ohh, iyi etmişsin, hak etmiş.” 

“Şimdi bu yazı yazıyor biliyor musun? Sesleniyorum sesleniyorum duymuyor. Yanına kadar gidiyorum sesleniyorum, ‘Ne bağırıyorsun’ ediyor, ‘Dikkatimi dağıtma’ diyor ya! Konsantresi dağılıyormuş, ilham perileri kaçıyormuş, delireceğim valla inan bana. Şöyle dul bir adam yok mu Allah aşkına? Yaşı başı fark etmez, parmakla göster yeter, kaçacağım!” 

“Kız dur, anlat sen açılırsın.” 

“Açılacağım valla, gözü gönlü açılsın herkesin!” 

“Salak ya!” 

“Geçen bir aşk hikayesi yazmış, ya dedim bu senin eski hikayen olmasın, insanın aklına bin türlü şey geliyor.”

“Ne dedi peki?”

“Orhan Pamuk da Füsun’ a aşıktı o zaman diyor.”

“Hahaha, çok komik!”

“Kız dedim İbrahim, sen kendini kimlerle mukayese ediyorsun?”

“Valla muhteşemsiniz.”

“Geçen yine dalmış yazıyor. Ben de elimde hortum, balkonu yıkıyorum. Dedim: ‘Aşkım, şu musluğu kapatır mısın?’” 

“Eee?” 

“Duymadı, bağırdım.” 

“Yaaa?” 

“Bağırınca duydu. Sen yaza yaza musluğu kapatmaya git.” 

“Hmmm.” 

“Neyse, ben de elimde hortum, bekliyorum bekliyorum su kapanmıyor!” 

“Hahaha!” 

“Tepem attı, gittim yanına kız ne göreyim? Musluğun başında öküz gibi durmuş yazıyor bizim yazar bozuntusu. ‘Ne yapıyorsun’ diyorum, ‘Hıı’ diyor. ‘Musluk’ diyorum, ‘Haa’ ediyor. Ben kapattım musluğu biliyor musun? Hayvan vallahi hayvan!”

“Hahaha, mal zaar.”

“Ha, şunu bileydin. Mal bu adam, mal! Yazar değil, malzar! Şimdi git bak, bön bön duvara bakıyordur, bak böyle… Gördün mü? Böyle…yirmi dört saat böyle..”

“Hahaha…İlahi sen çok yaşa!”

“Yemeği hazır, aç mısın diyorum? ‘Evet, acıkmışım’ diyor malzar. Bilmiyor acıktığını. Altına kaçıracak diye ödüm kopuyor, nerden bilecek kaçırdığını? Bilmez ki.”

“Hahaha, dur sana bir kahve yapayım. Daha çok konuşacaksın sen…”

“Alacaksın o hortumu…”

“Hahaha, alemsin valla.”

“Ahh ah…”


Google Play Linki

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kaymakam Bedir

Atına Sıkan Kovboy

Kafamın Bir Günü