Adaçayı Kahve

 “Sizi de kaç gündür uğraştırıyorum ama kızmıyorsunuz değil mi Berna Hanım?”

“Hayır Mehmet Bey olur mu öyle şey? Sonuçta ev alıyorsunuz, haklısınız, içinize sinmesi lazım. Benim işim bu zaten, ben sizi beklerim.”

“Çok kararsız kaldım. Alsam mı almasam mı bilemedim.”

“İnan ben olsam kaçırmam, bu ev tam size göre.”

“Evet, bekârım sonuçta. Küçük bir ev bana yeter, param da var.”

“Evet, fiyatı da çok uygun, işine de yakın, yürüyerek bile gidip gelirsin.”

“Evet, ben yürümeyi çok severim zaten.”

“Belli oluyor, sportif birine benziyorsun, fiziğin çok düzgün. Kollar, kaslar, bacaklar…”

“Teşekkür ederim.”

“Yo yo, gerçekten öyle.”

“Hmmm.”

“Bence sen bu evi almak istiyorsun.”

“Evet, istiyorum aslında.”

“‘Al’ derim ben, bu fırsat kaçmaz.”

“Haklısın sanırım, ııı, bu eve hangi renk yakışır acaba?”

“Bence ‘adaçayı yeşili’ çok güzel olur. Manzarayla da uyumlu.”

“Evet, sıcak da hissettirir yuva gibi.”

“Aynen öyle.”

“Hem madem sen de öyle diyorsun.”

“Ayy, çok teşekkür ederim.”

“Ben teşekkür ederim, çok zevkli birisin.”

“Sen de öylesin.”

“Ben küçük, ferah evleri çok severim.”

“Ben de öyle.”

“Camları manzara görsün, balkonu büyük olsun isterim.”

“Evet, ne güzel kahveler içilir bu balkonda.”

“Adaçayı da.”

“Ay! Ahaha. İlk kahveni ben yapacağım sana.”

“Ya… Çok sevinirim.”

“Çok güzel kahve yaparım ben.”

“Eminim öyledir.”

“Teşekkür ederim.”

“Aslında buraya bir de masa lazım olacak Berna.”

“Beraber seçeriz Mehmet.”

“Buna çok sevinirim, sonra da kahveleri beraber içeriz masada.”

“Manzarası çok güzel değil mi?”

“Evet, çok güzel.”

“Bahar geldiği zaman, balkondan daha da güzel görünüyor buralar.”

“Gerçekten mi?”

“Her yer yemyeşil oluyor ve renk renk çiçekler…”

“Ooo çok güzel.”

“Ben çiçekleri çok severim.”

“Ben de.”

“Evet, ne diyorsun, alıyor musun bu evi?”

“Tamam, alıyorum.”

“İyi o zaman, şu sözleşmeleri beraber imzalayalım şimdi. Daha beraber çok şey yapacağız.”

“Çok sevinirim.”

“İşte o an geldi, hazır mıyız?”

“Hazırım, imzalayalım hemen.”

“Şuraya bir imza atalım.”

“Evet.”

“Şuraya da.”

“Attım.”

“Son birkaç tane kaldı. Şuralara da atar mısın?”

“Büyük bir zevkle.”

“Tamam, bitti. Sözleşme kısmı tamamdır artık. Şimdi bir tek tapu işlemleri kaldı. Onu da hemen hallederiz, tapuda tanıdıklarımız var. Yarın bu iş biter. Uğraştırmayalım seni, değil mi?”

“Olur, çok sevinirim. İnsanın böyle yerlerde tanıdığının olması çok güzel bir şey.”

“Evet, şimdi sizlere okuduğum bu tapu sözleşme metnini her iki taraf da kabul ediyorsa imzalarımızı şuralara atalım lütfen, buyurun.”

“Evet, buyurun, ikimiz de attık.”

“Her iki tarafa da hayırlı olsun.”

“Hayırlı olsun beyefendi.”

“Sağ olun, size de.”

“Umarım memnun kalırsınız.”

“Siz de paranın hayrını görün. Helal para çünkü.”

“Teşekkürler.”

“Şey, ııı, Berna Hanım’ı gördünüz mü? Demin buradaydı, nerede acaba?”

“Gitmiş olmalı.”

“Sanmıyorum, gitmiş olamaz.”

“Ortalıkta görünmüyor ama.”

“Bir arayayım kendisini.”

“Tamam, siz arayın isterseniz ama benim işim bitti zaten, izniniz olursa ben gidiyorum.”

“Evet, bitti, teşekkürler.”

“Hayırlı olsun tekrar.”

“Size de.”

“Oldu, görüşürüz.”

“Görüşürüz.”

“Alo”

“Alo”

“Berna, nereye kayboldun? Bizim işimiz bitti. İmzaları attık ama etrafta seni göremedim.”

“İşim çıktı Mehmet Bey, başka bir daireye müşteri geldi, oraya gidiyorum.”

“Mehmet Bey mi?”

“Evet, Mehmet Bey.”

“Ama evin rengi?”

“Tanıdığım bir boyacı var, isterseniz sizi ona yönlendirebilirim.”

“Ya.”

“Evet.”

“Masa bakacaktık seninle, şey, sizinle.”

“Mobilyacı Ferhat abi var, isterseniz size telefonunu verebilirim.”

“Adaçayı, kahve...”

“Teşekkür ederim, ben şu an pek müsait değilim.”

“Ne zaman müsait olursunuz?”

“Bilmiyorum beyefendi.”

“Ya.”

“Evet.”

“Bu kadar mı yani?”

“Anlamadım beyefendi.”

“Hiç.”

“Başka bir diyeceğiniz yoksa müşteri ile ilgileneceğim Mehmet Bey.”

“Başka zaman görüşebilir miyiz?”

“Ne için?”

“Yok, tamam, ben bakarım bir şeylere, sizi yormayayım.”

“Çok teşekkür ederim, iyi günler.”

“Alo, alo, Berna Han… Kapattı.”

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kaymakam Bedir

Atına Sıkan Kovboy

Kafamın Bir Günü