Belkıs Efsanesi
“Bak kızım, biliyorsun, seni evlendirecek kişiyi seçmek için bir yarışma düzenledim.”
“Biliyorum baba.”
“İyi dinle.”
“Evet.”
“Su kemerlerini yapan Tiberius ve Aspendos Tiyatrosu’nu yapan Zenon arasında bir tercih yapmak zorundayım.”
“Kaç gündür bunun için kara kara düşündüğünü de biliyorum baba!”
“Karar veremiyorum bir türlü. Her ikisi de gücümüzü, ihtişamımızı ve zenginliğimizi arttıran... Biri sanatçı, diğeri de bilim insanı. Eserleri o kadar muazzam ki ikisi arasında bir türlü tercih yapamadım.”
“Eee, baba?”
“Diyorum ki, seni birine versem öbürüne ayıp olur.”
“Sorma, çok ayıp olur.”
“Diyorum ki, seni ortadan ikiye bölüp bir parçanı Zenon’a, diğer parçanı Tiberius’a vereyim. Nasıl fikir?”
“Bu fikrini de biliyorum baba.”
“Hayda! Yahu kim yayıyor bunları?”
“Herkesin içinde sürekli konuşuyorsun baba. Kimseye ihtiyaç yok.”
“Ya!”
“Evet baba. Ama hiç düşündün mü? Eğer sen beni ortadan ikiye bölersen ben ölmüş olurum. Değil mi baba?”
“Evet, ama yapacak bir şey yok.”
“Ama baba, böyle olmaz. Beni öldürmekle eline ne geçecek? Bunun yerine adamlara para versen, ‘Bak ben size bir söz verdim ama kızım istemiyor’ desen...”
“Olmaz öyle, söz verdim bir kere. Bunu yapmak zorundayım. Krallar sözünde durur.”
“Bana bak baba, benim bedenim benim kararım. Anlıyor musun?”
“Bu ne biçim konuşma böyle, hangi devirde yaşıyoruz? Daha iki bin yıl zaman var bunları söylemeye. Erken öten horozun başı kesilir. Senin de belin.”
“Baba deli deli konuşma.”
“Son kararım feminist hanım. Katiyen değiştiremem.”
“Baba yalvarırım sana yapma.”
“Yapmak zorundayım. Hem bu efsane bir hareket olur.”
“Öyle mi?”
“Öyle!”
“Peki o zaman bunu sen istedin baba.”
“Neyi?”
“Phoolan Devi, gel buraya!”
“Geldim Belkıs.”
“Anlaştığımız gibi. Babamı tam ortadan ikiye böl.”
“Zevkle.”
“Durun delirdiniz mi, ne yapıyorsunuz?”
“Senin efsaneni baba, ama ölen sen olacaksın.”
“Saçmalama.”
“…”
“Sakın bak, sakın! Gelme üstüme Phoolan, yapma. Kıyma bana ne olur? Yaklaşma, git. Git buradan.”
“Kusura bakma kral, kızlara acımayana ben asla acımam. Beni tanırsın belki?”
“Tanıyorum seni Phoolan. Bir canisin sen.”
“Evet.”
“Hayır! Hayır! Ölmek istemiyorum. İmdat! Nöbetçiler! Kurtarın beni. "
"Boşuna bağırma kimse yok. Gel buraya."
"Ahhh! Immm! Ne yaptın sen?”
“Acımasız insanların sonu budur Kral!”
“Ahhh! Doktor çağırın doktor, lütfen ölmek istemiyorum.”
“Güle güle Kral.”
“Phoolan bunu senin yanına bırakmam.”
“Yaşarsan tabii.”
“Phoolan…”
“Kral.”
“Öldü mü?”
“Evet.”
“Tamam.”
“Kralı hemen saklayalım. Gece olunca gömeriz.”
“Tamam.”
“Hadi kaldırılalım.”
“Tuttum. Çok ağırmış.”
“Evet.”
“Charlotte, Emily, Anne! Kardeşlerim! Gelin buraya.”
“Geldik Belkıs.”
“Benim kral kostümüm nerede?”
“Odamızda Belkıs.”
“Hadi gidelim.”
“Koşun kimse görmeden.”
“Harika oldu. Tam krala benzedin.”
“Sakalı da tak.”
“Tamam.”
“Evet, harika bir kostüm ve bıyık.”
“Peki, Zenon ve Tiberius’u ne yapacağız?”
“Kızım istemiyor diyeceğiz.”
“Kabul etmezlerse?”
“Ne olacak peki?”
“Evet, etmeyebilirler.”
“Etmezlerse kendileri bilir. Biz de hadım ederiz.”
“Aaa, kız delirdin sen!”
“Babamın kızıyım ben. Tam ortadan…”
“Hahaha”
Okura Küçük Bir Rehber:
Belkız:
Bir efsaneye göre, Belkız, kral olan babası tarafından, ortadan ikiye bölünerek, Mimar Zenon ve Mühendis Tiberius’a verilmiştir.
Phoolan Devi: Hindistan’da çocuk yaşta her türlü şiddete maruz kaldıktan sonra sisteme başkaldırıp çete lideri olan efsanevi “Haydutlar Kraliçesi” (1963-2001). Zenginlerden alıp ezilen kadınlara yardım etmiş, daha sonra parlamentoya girmiştir.
Brontë Kardeşler (Charlotte, Emily, Anne): 19. yüzyıl İngiltere’sinde kadın yazarlar ciddiye alınmadığı için efsanevi romanlarını erkek isimleriyle (Currer, Ellis ve Acton Bell) yayımlamak zorunda kalan kız kardeşler.
Yorumlar
Yorum Gönder