Bilişim
“Naber hocam?”
“İyidir, senden?”
“İyi, ne olsun.”
“Gene ne gülüyorsun kendi kendine?”
“Şey geldi aklıma; demin yoldan geçerken öğrenciler bana ‘Bilişim’ geldi dediler.”
“Nasıl?”
“Bilişim Teknolojileri öğretmeniyim ya, kısaltıp ‘Billişim’ diyorlar beni görünce.”
“Hahaha. Billişim.”
“Bir gün çıkacağım karşılarına; ‘Ben kimsenin billişi ya da pipisi falan değilim’ diyeceğim. Lütfen ama!”
“Hahaha.”
“Büyüdünüz artık diyeceğim, biliş miliş… bir de sizin çişinizle mi uğraşacağız.”
“Hahaha. Hocam valla bana da ‘dinci’ diyorlar; pazarcı falan zannediyorum kendimi, bazen de ‘cinci’ geliyor aklıma. Tuhaf hissediyorum kendimi, ama seninki çok fenaymış.”
“Bana da ‘fenci’ diyorlar. Fenni sünnetçi gibi...”
“Hahaha.”
“Ne zaman büyüyecek bunlar ya? Üniversite öğrencileri…”
“Hahaha.”
“Sana ne diyorlar? İngilizceci mi?”
“Yok, ‘dilci’.”
“Tövbe estağfurullah. Hahaha.”
“Bana bak Billişim, koparırım dilini!”
“Dur hocam, o benim işim! Fenciyim ben, çantamı açayım hemen.”
“Dinci nerede?”
“Allah’ım sen bunları ıslah et!”
“Hahaha.”
“Ama kesin şu Billişim’in dilini, hak etti o.”
“Evet.”
“Tutun şunu!”
“Dinci gel şuna bir dua oku.”
“Gel buraya billişim.”
“Ne yapıyorsunuz siz?”
“Diline bakıyoruz evladım, korkma acımayacak.”
“Yapmayın lan!”
“Sıkı tut kaçabilir.”
“Aç ağzını çocuğum. Bak sana şeker vereceğim.”
“Çocuk değilim ben. Yapmayın durun! Bırakın elimi. İmdat! Büyüdüm ben, bırakın; derse geç kaldım, öğrenciler bekler, aaaa! Braaoook!”
“Hahaha.”
Yorumlar
Yorum Gönder