Meteor Yağmuru

 “Dün gece meteor yağmurunu seyrederken, yorgun bir komutan gibi çizmelerimi masaya uzatmış çay içiyordum. Ne kadar da keyifliydi.”


“Yorgun komutan bey! Meteor dediğin Türkiye'den görünmedi ki.”


“Çok dikkatli bakınca görünüyordu.”


“Teleskop mu vardı sizde?”


“Yok.”


“Senin gözler 30 numara lan!”


“3 numara! Ciddi olalım lütfen! Deniz tarafına bakınca görünüyormuş. Baktım ve gördüm.”


“Denize 400 km uzaktayız.”


“İşte ben de 400 km’den Deniz tarafına doğru baktım.”


“Vay be inanılmaz! Neredeydin o sırada?”


“Bizim salonda oturuyordum.”


“Sizin salon dağ köylerine bakıyor oğlum, köy ışıklarıdır onlar.”


“Yürü lan! Güneş bile tutuldu sonra.”


“Geceleri Güneş tutulmaz.”


“Ben gündüz izledim.”


“Dün akşama kadar benim yanımdaydın.”


“Sabahın ilk saatleriydi, senin yanına gelmeden önce baktım.”


“Öğlene kadar yattım diyordun bana.”


“Sabah kalktım, tutulmayı izledim, geri yattım.”


“Neyi izledin?”


“Güneş tutulmasını.”


“Sabah mı?”


“Evet.”


“Güneş tutulması akşam oldu. Türkiye’den de görülmedi.”


“Offf, senin de her şeye bir cevabın var kardeşim. Biz bir şey konuşmayalım o zaman. Tamam ben sustum sen konuş, çok bilmiş astronot?”


“Astronot ne?”


“G…t bilimci.”


“Hahaha. ‘Gök bilimci’ diyecektin sanırım?”


“Yok yok eksik bile söyledim, b…k bilimci!”


“İyi tamam kızma. Anlat hadi, salondan izliyordun, hııı-ı, dinliyorum seni.”


“Anlatacak bir şey yok!”


“Çok merak ederim ama.”


“Ne anlatayım?”


“Demin anlattıklarını.”


“Unuttum hepsini.”


“Neden?”


“Senin yüzünden!”


“Haklısın özür dilerim benim yüzümden oldu. Başka bir şey anlat o zaman.”


“Unuttum dedim ya! Aklıma bir şey gelmiyor.”


“Tamam ne yapalım, olan oldu, bir halt ettik. O zaman sen de bana bir yalan uydur.”


“Ben asla yalan söylemem!”


“Öyle tabii!”


“Ne diyorsun lan sen?”


“Ne?”


“Ben şimdi yalancı mıyım?”


“Hayır.”


“Evet evet, sen biraz önce bana yalancı dedin.”


“Hayır, ben öyle bir şey demedim.”


"Ama bunu kastettin.”


“Kastetmedim!”


“Ettin!”


“Etmedim!”


“Ettin! Esas yalancı sensin.”


“Tamam ettim, sen de atmasaydın o kadar meteor gibi.”


“Bak gördün mü? Sen de yalan söylüyorsun.”


“Evet.”


“Herkes yalan söyler.”


“Evet.”


“Ama ben söylemem.”


“Evet.”


“Güzel, ne diyorduk?”


“Güneş tutulmuş, meteor bombardımanı vardı, çizmeleri giymiş, kılıcını masaya koymuş, dünyayı kurtarmak için savaşa hazırdın. Yorgun ama gözlerin tetikte ve biraz dinleniyordun.”


“Evet çok güzel! Sonra?”


“Tehlikeyi gördün.”


“Eveeet.”


“Gökyüzüne doğru koşmaya başladın.”


“Harika! Devam et.”


“Denizde yüzdün.”


“Yok, bu sonuncusu olmadı.”


“Hiç mi?”


“Hiç!”


“Ben, senin kadar beceremiyorum.”


“Evet.”


“Tamam ben anlatayım o zaman.”


“Anlat.”


“Şimdi baştan alalım o zaman. Ben, dün gece balkonda oturmuş meteor yağmurunu seyrederken…”


“Sen, salonda değil miydin?”


“Balkondaydım!”




“Biraz önce salon demiştin ama.”


“Balkon dedim ulan, balkon!”


“Tamam.”


“İyi…”

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kaymakam Bedir

Atına Sıkan Kovboy

Kafamın Bir Günü